Protofaşist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin son anketlerde federal sıralamada birinci parti konumuna yükselmesi, Almanya’da yalnızca seçim hesaplarını değil, II. Dünya Savaşı sonrası kurulan “demokratik düzen”in öz savunma kapasitesini de yeniden tartışmaya açtı.
Son kamuoyu yoklamaları AfD’nin yüzde 27-28 bandına yerleştiğini, Hristiyan Demokratların (CDU/CSU) onun gerisine düştüğünü ya da ancak başa baş gelebildiğini, Sosyal Demokratların (SPD) ise tarihsel dip noktasına doğru seyreden taban erozyonunu durduramadığını gösteriyor.
Bu tabloya bakıldığında görülse de inanılmak istenmeyen hakikat şu: AfD artık yalnızca bir “protesto partisi” değil, özellikle Almanya Demokratik Cumhuriyeti altında geçirdiği 50 yıldan sonra Federal Almanya’ya iltihak eden doğu eyaletlerinde iktidar iddiası kuran, güvenlik ve enerji gibi stratejik alanlarda şimdiden siyasal inisiyatif almaya çalışan bir yönetici güç adayı olarak hareket ediyor.
Anketler ne diyor?
PolitPro’nun son anket ortalamasında AfD yüzde 27,5 ile ilk sıraya oturmuş görünürken, CDU/CSU yüzde 22-23 bandına, SPD ise yüzde 12 düzeyine gerilemiş durumda. Nisan sonunda yayımlanan INSA araştırması da AfD’yi yüzde 28 ile kendi rekoruna erişmiş gösteriyordu. 2025 genel seçimlerinde aldığı yüzde 20,8 oyla Bundestag’ın ikinci büyük gücü olan AfD, bugüne gelene kadar da yalnızca oylarını korumakla kalmadı, iktidardaki merkez partilerin yıpranmasından yararlanarak hitap alanını daha da genişletti.











