Tutukluluğunun 100’üncü gününde Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nden bianet'e konuşan avukat ve ESP Genel Başkan Yardımcısı Sezin Uçar, gözaltı sürecinin hemen öncesinde Avrupa’da katıldığı bir etkinlikte yaşanan çarpıcı bir anıyla söze başlıyor.
Fransa'daki toplantıda Türkiye'ye döndüğü an gözaltına alınacağını söylediğinde Avrupalı bir meslektaşının refleks olarak "Ama bu çılgınlık!" tepkisini verdiğini aktaran Uçar, bu hayret nidasına rağmen bir an bile tereddüt etmeden ülkesine döndüğünü ve 13 Nisan’da havalimanında gözaltına alınarak tutuklandığını ifade ediyor.
Ancak Sezin Uçar’un cezaevinden yükselttiği ses, yalnızca uğradığı bu hukuksuzluğu ve yargı kıskacını aktarmakla kalmıyor; B-6 koğuşundaki kadınların ördüğü ortak yaşamı ve maruz kaldıkları derin hak ihlallerini odağa alıyor.
Uçar, tutuklu kadınların koğuş sınırlarını aşan kolektif yaşamını Charlotte Perkins Gilman'ın ünlü feminist ütopyası Kadınlar Ülkesi’ne benzetiyor, “Aramızdaki sağlıkçı arkadaşlardan ilk yardım dersleri aldık, Heimlich manevrasını öğrendik; her gün pilates eğitmenimizle spor yapıyor, bağlama çalıp türküler söylüyoruz” diyor.
Dirençli bu koğuş tablosunun hemen ardında ise cezaevi idaresinin zorlaştırıcı politikaları ve sağlık hakkına yönelik ciddi ihlalleri şöyle sıralıyor.
















