Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan Suruç Katliamı’nın 11. yıl dönümünde, Suruç İçin Adalet Platformu ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) yayımladıkları ortak ve ayrıntılı açıklamalarla hem yargılama sürecindeki cezasızlık politikalarına tepki gösterdi hem de katliamın ardındaki siyasi sorumluluklara dikkat çekti.

Suruç İçin Adalet Platformu'nun açıklamasında, 20 Temmuz 2015'ten bu yana sürdürülen hukuk mücadelesinin, katliam faillerinin ve kamu görevlilerinin sorumluluklarının gizlendiği bir "mücadele süreci" olarak geçtiği vurgulandı.

Soruşturmanın ilk gününden itibaren uygulanan kısıtlılık (gizlilik) kararlarıyla ailelerin ve avukatların dosyaya erişiminin engellendiğini belirten Platform, şu noktalara dikkat çekti:

· Etkin soruşturma yapılmadı: Canlı bombanın Suruç’a nasıl geldiği, bomba malzemelerini nasıl tedarik ettiği ve sınır geçişlerinde kimlerden yardım aldığı araştırılmadı. Yargılamanın sadece tutuklu sanık Yakub Şahin ve iki firari sanık üzerinden sınırlandırıldığı, diğer faillerin ve IŞİD bağlantılarının görmezden gelindiği ifade edildi.

· Kamu görevlileri zırhı: İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri raporlarına göre Adıyaman ve Şanlıurfa Emniyeti çalışanlarının katliam öncesinde canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında sistemde sorgulama yaptıklarının belgelenmesine rağmen bu kişiler hakkında adli veya idari işlem yapılmadığı belirtildi. Katliam günü olağan güvenlik önlemlerini almayan dönemin Emniyet Müdürü’ne ise yalnızca basit bir adli para cezası verilmekle yetinildiği aktarıldı.