Ali Kemal Çınar, son yıllarda Kürt sineması içinde geliştirdiği özgün anlatı diliyle öne çıkan yönetmenlerden biri. Çınar, uzun yıllardır Diyarbakır'da üretimlerini sürdürüyor. Daha önce "Gênco", "Arada", "Gizli" (Veşartî) ve "Geceden Önce" (Beriya Şevê) gibi filmlere imza atan yönetmen, Kürt sinemasında dil meselesini ele alış biçimiyle de farklı bir yerde duruyor.
Çınar’ın son filmi "Valahî" de bu hattın devamı niteliğinde. Oyuncu kadrosunda Kerem Fırtına, Hichi Demi, Lîsa Çalan ve Mehtap Yıldırım’ın yer aldığı film, Baran adlı karakterin peşini bırakmayan bir karın gurultusunu merkezine alıyor. Ancak film ilerledikçe bu gurultu fiziksel bir rahatsızlık olmaktan çıkıyor, bastırılmış bir anadilin metaforuna dönüşüyor.
Gündelik hayatın içindeki absürt durumları gerçeklikten kopmadan anlatan Çınar’la "Valahî" üzerine konuştuk.
"Gerçeklik zeminini oluşturabildiğim müddetçe her absürt olayı anlatabilirim"
Sizin sinemanız Amed’in sokaklarından, bir apartman dairesinin oturma odasından veya bir tamirhaneden filizleniyor. “Gênco”da uçamayan bir süper kahramanı, “Valahî”de Kürtçe konuşan bir karın gurultusunu izledik. Gündelik hayatın sıradanlığını fantastik olanla bu kadar organik biçimde nasıl yan yana getiriyorsunuz?









