İklim Masası, “COP31’e Doğru: Türkiye’den ve Zirveden Neler Bekleniyor?” başlıklı çevrimiçi basın toplantısı düzenledi.9 Eylül’de yapılan toplantıda Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semra Cerit Mazlum ile İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve İklim Masası Danışma Kurulu Üyesi Dr. Ümit Şahin, iki ay sonra (9-20 Kasım) Türkiye’nin başkanlığında Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’i değerlendirdi. Beklentileri konuştu.Semra Cerit Mazlum, genel beklentinin aksine COP31’in kolay geçmeyeceğini söyledi. Biriken müzakere başlıklarına, 1,5 derece eşiğinin aşılmasına, ABD’nin iklim rejiminden çekilmesine, savaşlara ve petrol krizine işaret etti:“Genel beklentinin aksine bu seneki, biraz zor bir COP. Büyük başlıkların, tarafları birbiriyle karşı karşıya getirecek konuların bulunmayacağı bir COP olacağına dair bir beklenti vardı. Fakat COP30’dan bu yana devam eden görüşmeler ve hazırlıklar, COP31’in iklim diplomasisi tarihinde kritik bir aşama olacağını gösteriyor.”Mazlum, COP31’in aynı zamanda “gerçek anlamda ABD’siz bir COP” olacağını belirterek, zirvenin “müzakere modundan uygulama moduna” geçirilmesi yönündeki yaklaşımın da henüz netleşmediğini anlattı.Finansman COP’u kilitleyebilirMazlum’a göre COP31’in ana başlıklarından biri adil geçiş olacak. Zirvede Belem-Antalya mekanizmasının kurulması beklenirken finansman, azaltım, uyum ve ticaret de müzakerelerin en tartışmalı alanlarını oluşturacak.Mazlum, uzun vadeli iklim finansmanı hedeflerinin bu yıldan itibaren geçerli olacağına dikkat çekerek gelişmekte olan ülkelerin finansman konusunda daha somut güvenceler istediğini anlattı:“300 milyar doların kamu kaynaklarından sağlanabilmesini garanti altına alacak bir yol haritasının belirlenmesini ve 2035’e kadar adaptasyon finansmanının toplam finansman içindeki payının üç katına çıkarılmasının somut olarak müzakere metnine girmesini istiyorlar.”Mazlum, savaşların, ABD’nin çekilmesinin ve savunma harcamalarındaki artış baskısının çevre ve iklim finansmanını azalttığını belirterek, “Bu 300 milyar dolar gerçekten tehlikede” dedi.Finansman tartışmasının uyum başlığını da kilitleyebileceğini söyleyen Mazlum, COP31’in başarısını belirleyecek önemli konulardan birinin Mitigasyon Çalışma Programı’nın devam edip etmeyeceği olduğunu kaydetti.Şarm El-Şeyh’te kurulan ve süresi bu yıl sona erecek programın 1,5 derece hedefi, ulusal katkı beyanlarının güçlendirilmesi ve emisyon azaltımı gibi konuların müzakere edilebildiği başlıca platform olduğunu söyledi:“Bunu müzakere süreci içinde konuşmaz ve herkesi kendi haline bırakırsak, kolektif ivmenin tutturulabilmesi mümkün değil.”Fosil yakıtlar COP31 için “test”Dr. Ümit Şahin ise Türkiye’nin COP başkanlığı açısından iki temel hedef belirlediğini anlattı:Elektrifikasyon konusunda uluslararası bir girişim oluşturmak ve iklim projeleriyle finansman ve diğer uygulama araçlarını buluşturacak kalıcı bir “uygulama köprüsü” kurmak.Şahin’e göre Türkiye bu iki hedefi gerçekleştirmesi halinde COP31’i kendi açısından başarılı sayacak. Ancak adil geçiş, finansman ve fosil yakıtlar gibi başlıklarda Türkiye’nin nasıl bir pozisyon alacağı henüz açık değil.Şahin, iklim finansmanına yaklaşım açısından Türkiye ile birçok gelişmekte olan ülke arasında fark bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin finansmanı daha çok yatırımlara kaynak sağlama meselesi olarak ele aldığını, gelişmekte olan ülkelerin ise iklim zararlarının karşılanması ve gelişmiş ülkelerin sorumluluğu üzerinden tartıştığını belirtti.COP31’in başarısı açısından en önemli testlerden birinin fosil yakıtlardan uzaklaşma olacağını söyledi.“Tüm dünyada 115 ülke, fosil yakıtlardan çıkış yol haritasını desteklediğini ilan etti. Türkiye, başkan olduğu halde, bu listede ismi yok. Dolayısıyla henüz nasıl bir tavır alacağını bilmiyoruz.”Şahin, Türkiye’nin fosil yakıt konusunu gündemin dışında tutmaya çalışabileceği izlenimine sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu:“Benim izlenimime göre Türkiye, COP’u, fosil yakıtlardan fazla söz etmeden geçirmeye çalışacak gibi görünüyor. İklim camiasındaki pek çok insana göre bu, bir COP’un başarısız olmasının bir numaralı nedenidir. Özellikle Dubai’den sonra fosil yakıtlardan hiç bahsetmemek, geri adım anlamına geliyor.”“Uygulama COP’u” tartışmasıHer iki uzman da Türkiye’nin COP31’i “uygulama COP’u” olarak tanımlamasını tartışmaya açtı.Şahin, her COP’un aynı zamanda bir müzakere zemini olduğunu belirterek, uygulamanın yalnızca yatırım projelerine finansman bulmak şeklinde anlaşılmaması gerektiğini söyledi:“Ben ve pek çok insan, Paris Anlaşması’nın kurallarının, ilkelerinin uygulanması olarak yorumluyoruz. Bu şeffaflık olabilir, hedeflerin giderek artırılması olabilir, finansman olabilir. Yani aslında ‘uygulama COP’u’, birtakım tekil yatırımlara para bulmaya çalışmaktan ziyade siyasi duruşla ilgili bir şey.”Mazlum da “uygulama COP’u” söyleminin iklim rejiminin hukuki ve müzakereye dayalı yapısını zayıflatma riski taşıdığını aktardı:“Müzakere COP’undan uygulama COP’una evrilmeyi bu kadar fazla vurguladığınızda, yalnızca COP’a değil işbirliğine karakter değiştirtme tehlikesi var. Rejimin altı boşalıyor, hukuki zemini kayıyor, etkisi azalıyor.”Mazlum’a göre tartışmanın merkezine “uygulama” yerine devletlerin daha önce üstlendikleri sorumluluklara uyup uymadığını sorgulayan bir yaklaşım yerleşmeli:“Şu an bir uygunluk sorunu var; hâlâ ulusal katkı beyanlarını sunmamış olan ülkeler var. Bunlar bağlayıcı değil ama o hedefleri yerine getirmeyen, saydamlık raporlarını sunmayan taraf devletler var. Finansman yükümlülüklerini yerine getirmek istemeyen ülkeler var.”Türkiye’den “kredibilite” beklentisiMazlum, ABD’nin iklim diplomasisindeki konumunun değişmesiyle Türkiye gibi orta büyüklükteki güçlerden beklentinin arttığını ancak bunun otomatik olarak liderlik anlamına gelmediğini söyledi.Türkiye’nin uluslararası alanda etkili olabilmesi için önce kendi iklim politikalarıyla güvenilirlik yaratması gerektiğini belirtti.“Türkiye eğer kendi ulusal hedeflerini yükseltir, fosil yakıtlardan uzaklaşma iradesi ortaya koyar ve böyle bir karar ilan ederse, ancak o durumda çeşitli koalisyonlar ve ittifaklar içerisinde bu COP başkanlığını dış politikada yeni bir etki alanı olarak kullanabilir hale gelebilir.”Şahin de Türkiye’nin artık yalnızca kolaylaştırıcılık yapan bir ev sahibi gibi davranamayacağını söyledi:“Mevcut iklim politikalarını hiç değiştirmeden, son 10 senedir süren politikalarını aynen devam ettiren bir ülkenin iklim liderliğine oynaması imkansızdır.”Şahin, Türkiye’nin COP başkanı olarak ilerici ülkeleri dinleyen, taraflar arasında arabuluculuk yapan ve kendi pozisyonunu da ortaya koyan bir başkanlık yürütmesi gerektiğini ifade etti.Elektrifikasyon fosil yakıtlardan çıkışla birleşmeliCOP31 Başkanlığı’nın öne çıkardığı elektrifikasyon hedefini değerlendiren Mazlum, bu politikanın ancak fosil yakıtlardan uzaklaşma ve yenilenebilir enerji hedefleriyle birlikte anlam kazanacağını söyledi:“Tek başına elektrifikasyon çok nötr bir şey; çekişmeli konularla bağ kurmayan yepyeni bir hedef gibi. Ama fosil yakıtlardan uzaklaşmadan elektrifikasyonun gerçek bir dönüşüm sağlamadığını buradaki herkes biliyordur zaten.”İki isim de COP31’de bilimsel referansların korunmasını da önemli bir başarı ölçütü olarak değerlendirdi. Mazlum, 2028’de yapılacak ikinci Küresel Durum Değerlendirmesi sürecinde IPCC raporlarının açık biçimde referans alınması gerektiğini belirtti.Akdeniz ve orman yangınları gündemde yokUzmanlar, Türkiye’nin COP31’i Akdeniz’in iklim krizinden etkilenmesine ve orman yangınlarına daha fazla odaklanan bir zirve haline getirmemesini de eleştirdi.Şahin, başlangıçta Türkiye’den böyle bir yaklaşım beklediğini söyledi:“Bunu Akdeniz COP’u yapar ve uyuma, orman yangınlarına öncelik verir diye düşünüyordum ama bugüne kadar böyle bir girişim olmadı.”Mazlum ise Akdeniz vurgusunun eksikliğini şöyle anlattı:“Türkiye orta büyüklükte bir güç ama daha çok da bir bölgesel güç. Üstelik Akdeniz’in iklim değişikliğinden en fazla etkilenen havza olduğunu biliyoruz. Orman yangınları, deniz suyu sıcaklığının artması, Türkiye’nin ön plana çıkarabileceği o kadar çok konu vardı ki.”Şahin: Ulusal iklim politikaları bir milim kıpırdamıyorToplantının soru-cevap bölümünde Şahin, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı önündeki en büyük sorunun ulusal politikalar olduğunu söyledi.“COP31 Başkanı olarak Türkiye’nin önündeki en büyük açmaz, ulusal iklim politikalarını bir milim kıpırdatmaya yanaşmamasıdır.”Şahin, Türkiye’nin Ulusal Katkı Beyanı’nı zayıf bulduğunu, kömürden çıkış, yeni kömür santrallerinden vazgeçme ve fosil yakıtlar konusunda somut taahhütler bulunmadığını söyledi.COP’a iki ay kaldığını hatırlatan Şahin, Türkiye’nin bu süre içinde yeni kömürlü santral yapmama taahhüdü vermesi, plastik atık ithalatını yasaklaması ve daha önce taraf olmadığı bazı iklim girişimlerine katılması gerektiğini belirtti.“Türkiye’nin COP31’e başkanlık yapmasının en önemli nedeni uluslararası prestijini artırmak. Ama bu iyi tek başına bir organizasyon yaparak olmaz. Bunun için iklim politikanızı güçlendirmeniz lazım.”Mazlum da Türkiye’nin metan azaltım taahhütlerine katılması gerektiğini söyledi ve özellikle kısa ömürlü sera gazlarının hızla azaltılmasının 1,5 derece hedefi açısından önem taşıdığını vurguladı.Türkiye’de sorunun plan eksikliği olmadığını belirten Mazlum, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:“Türkiye’nin planlama fobisi yok da planları uygulama fobisi var. Çok plan yapıyoruz ama somut eylem yok. Türkiye’nin kaygısı galiba kendini bağlamamak: Hem bir şey yapmak hem de bunu kendisini bağlamadan yapmak.”(HA)