İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi, yeni eğitim-öğretim döneminde engelli çocukların ve ailelerinin okullarda karşılaşabileceği hak ihlallerine karşı “Eğitimde Sağlamcılığa Hayır! Engelli Çocukların Eğitim Hakkı İçin Veli Rehberi” başlıklı bir çalışma yayımladı.Eylül 2026 tarihli 68 sayfalık rehber; okul kaydı, sağlık raporu talepleri, “gölge öğretmen” dayatması, başka okula ya da sınıfa yönlendirme, Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP), destek eğitim odası, erişilebilirlik, yardımcı cihazlar, akran zorbalığı, ayrımcılık ve mahremiyet gibi başlıkları ele alıyor. Ailelerin sorun yaşaması halinde başvurabileceği idari ve hukuki yollar ile örnek dilekçeler de rehberde yer alıyor.“Çözüm çocuğu eğitim ortamından uzaklaştırmak değil”Rehberde öne çıkan sorunlardan biri, engelli çocukların okul kaydı sırasında karşılaştığı doğrudan ya da dolaylı ret uygulamaları.Baro, bir çocuğun engelli olmasının tek başına okul kaydının reddedilmesi için gerekçe oluşturamayacağını hatırlatıyor. Okulların “Bu okul çocuğunuza uygun değil”, “Sınıf çok kalabalık”, “Öğretmenimiz bu konuda eğitimli değil” ya da “Başka okul daha iyi olur” gibi gerekçelerle çocuğu eğitim ortamından uzaklaştırmasının eğitim hakkını ortadan kaldırmadığını belirtiyor.Engelli Odaklı Habercilik Atölyesi sona erdi: "Kafamızdaki sağlamcıyı öldürmeliyiz"25 Haziran 2026“Gölge öğretmen tutamazsanız okula alamayız” denilemezRehberin dikkat çektiği uygulamalardan biri de bazı ailelerden çocuklarının okula devam edebilmesi için kendi imkanlarıyla “gölge öğretmen” ya da destek personeli sağlamalarının istenmesi.İstanbul Barosu, çocuğun sınıf içinde desteğe ihtiyaç duyması halinde öncelikle BEP, destek eğitim ve sınıf içi uyarlamalar gibi kamusal yükümlülüklerin değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.Ailenin ekonomik gücüyle özel bir personel çalıştırabilmesi ile çocuğun anayasal eğitim hakkının birbirine karıştırılamayacağını belirten rehber, okul kabulünün ailenin ücretini ödeyeceği bir personel bulmasına bağlanmasının eğitim hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından ciddi hukuki sorun doğurabileceğine dikkat çekiyor.Okul yönetimi tek başına “Bu çocuk bu sınıfta yapamaz” diyemezBaro ayrıca, engelli bir öğrencinin başka okula veya özel eğitim sınıfına gönderilmesine yalnızca öğretmenin ya da okul yönetiminin karar veremeyeceğini hatırlatıyor.Çocuğun eğitim ortamının değiştirilmesinin eğitsel değerlendirme ve tanılama sürecine bağlı olduğu; değerlendirmelerin Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) bünyesindeki kurul tarafından yapılması gerektiği belirtiliyor.Yerleştirme kararında velinin yazılı talebinin de dikkate alınması gerekiyor. Bu nedenle öğretmenin ya da okul müdürünün “Bu çocuk burada yapamaz” şeklindeki değerlendirmesinin tek başına yerleştirme kararı sayılamayacağı ifade ediliyor.Engelsiz Erişim Derneği: Otizm “farkındalık” değil, kabul ve eşit erişim meselesi2 Nisan 2026Destek eğitim odası çocuğu sınıftan uzaklaştırmanın aracı değilRehber, tam zamanlı kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim gören öğrenciler bakımından destek eğitim odalarına da geniş yer ayırıyor.Destek eğitim odasında verilecek eğitimin öğrencinin haftalık toplam ders saatinin yüzde 40'ını aşamayacağı; temel olarak bire bir yürütüleceği, BEP geliştirme biriminin kararıyla en fazla üç öğrenciden oluşan gruplarla da eğitim yapılabileceği aktarılıyor.Ancak rehber özellikle bir noktaya dikkat çekiyor: Destek eğitim odası, öğrenciyi akranlarından soyutlamak veya genel eğitim sınıfından uzaklaştırmak için kullanılamaz.Okul yönetiminin “odamız yok” ya da “öğretmenimiz yok” demesinin de tek başına öğrencinin ihtiyaç duyduğu desteğin karşılanmamasını hukuken haklı hale getirmeyeceği belirtiliyor.Zorbalığa karşı önlem almak okulun yükümlülüğüÇalışmanın “Güvenli okul, ayrımcılık ve mahremiyet” bölümünde engelli çocukların karşılaşabileceği akran zorbalığı da ele alınıyor.Alay etme, hakaret, tehdit, dışlama, fiziksel şiddet, çocuğun eşyalarına veya kullandığı yardımcı cihazlara müdahale ve dijital ortamda rahatsız etme zorbalığın farklı biçimleri arasında sayılıyor.Rehber, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili genelgelerine işaret ederek okul yönetimlerinin zorbalığa yol açabilecek riskleri belirlemek, önleyici tedbir almak ve rehberlik hizmetlerini işletmekle yükümlü olduğunu hatırlatıyor.Ailelere her bir olayı tarih, yer ve gerçekleşme biçimiyle ayrı ayrı kaydetmeleri öneriliyor.Çürük7 Eylül 2026Yardımcı cihazı engellemek eğitim hakkı ihlaline dönüşebilirİşitme cihazı, tekerlekli sandalye, beyaz baston, protez ya da iletişim cihazı kullanan öğrencilerin bu araçlardan yararlanmasının engellenmesi de rehberde ayrımcılık ve eğitim hakkı açısından değerlendiriliyor.Baroya göre öğrencinin eğitime katılabilmek için kullandığı yardımcı cihazın kullanımına engel olunması ciddi bir hukuki sorun oluşturabilir. Somut olayın özelliklerine göre eğitim ve öğretim hakkının engellenmesine ilişkin ceza hukuku hükümlerinin de gündeme gelebileceği, ancak her olayın ayrı değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.Dilekçeye 30 gün içinde yanıt verilmesi gerekiyorRehber yalnızca ihlalleri sıralamıyor, ailelere hak arama sürecinde nasıl hareket edebileceklerini de anlatıyor.3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun uyarınca idarenin başvurunun sonucu veya işlemin durumu hakkında en geç 30 gün içinde gerekçeli yanıt vermesi gerektiği hatırlatılıyor.Başvurunun yanıtsız kalması ya da sorunun çözülmemesi halinde ilçe ve il milli eğitim müdürlükleri ile Milli Eğitim Bakanlığı'na; koşulları bulunuyorsa Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve idari yargıya başvurulabileceği aktarılıyor.Baro, velilere başvurularını mümkün olduğunca yazılı yapmalarını, evrak kayıt numaralarını saklamalarını, yaşananları tarih ve olay bazında somut biçimde anlatmalarını ve idareden ne talep ettiklerini açıkça belirtmelerini öneriyor.“Eğitim bir lütuf ya da ayrıcalık değil”Rehberin çıkış noktası ise engelli çocukların eğitim hakkının yalnızca okula kayıtla sınırlı olmadığı görüşü.Baro, eşit eğitim hakkının okulun kapısından sınıfa, ders materyallerinden sınavlara ve akran ilişkilerine kadar okul yaşamının bütününü kapsadığını vurguluyor.Çalışmanın girişinde bu yaklaşım şu ifadeyle özetleniyor:“Eğitim tüm çocukların hakkıdır; bu hakkın kullanılabilmesi bir lütuf, iyi niyet veya ayrıcalık değil, kamunun yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür.”Rehber, Av. Deniz Yazgan, Av. Mücahit Gün ve Av. Taha Enes Çağlar'ın katkılarıyla İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi tarafından hazırlandı.(NÖ)