Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), “Gazeteciliğe Karşı Bir Silah Olarak Ulusal Güvenlik” başlıklı yeni raporunda, ulusal güvenlik kavramının dünya genelinde basın özgürlüğünü sınırlamak için nasıl kullanıldığını inceledi.
Rapora göre, gazeteciler ulusal güvenlik gerekçesiyle yargılanıyor, hapsediliyor, gözetim altında tutuluyor, sürgüne zorlanıyor ve hatta öldürülüyor.
RSF, “ulusal güvenlik” kavramın asıl amacı olan devletin varlığını, toprak bütünlüğünü ve toplumun güvenliğini koruma işlevinden uzaklaştırılarak gazeteciliği kriminalize eden bir araca dönüştürüldüğünü belirtti.
RSF Yayın Direktörü Anne Bocandé, raporun önsözünde “Gazetecilik devlete karşı işlenmiş bir suç değildir, keyfiliğe ve iktidar suistimaline karşı son güvencelerden biridir” dedi. Bocandé’ye göre, gazetecilere yönelik her haksız kovuşturma ve her keyfi gözaltı yalnızca basın özgürlüğünü değil, yurttaşların bilgi alma hakkını da zedeliyor.
“Otoriter ve demokratik hükümetler birbirinden öğreniyor”







