19 Mart sabahı saat 05.30-06.00 sularında kapım çalındı ve gözaltına alındım. O güne kadar normal hayatımı sürdürürken bir anda kendimi Vatan Emniyet'te buldum.
İçeri girdiğim anda buradan çıkamayacağımı düşündüm. Çok ağır bir psikolojik baskı yaşadım. Hatta ölüm düşüncesinin bile aklımdan geçtiği, hayatımın en zor anlarından biriydi. Buna rağmen ifade vermek için daha önce savcılığa üç kez dilekçe vermiş olmama rağmen çağrılmamıştım.
Nezarethanede zaman kavramını kaybettik. Burası bodrum katta olduğu için gün ışığı görmüyorduk. Cam ve pencere yoktu. Günlerin nasıl geçtiğini anlayamıyorduk. Ortam son derece kirliydi. Benim gibi daha önce böyle bir ortamla karşılaşmamış insanlar için bu süreç son derece yıpratıcıydı. Orada yalnız olmadığımı, çalışma arkadaşlarımın ve tanımadığım birçok kişinin de aynı şekilde gözaltına getirildiğini gördüm.
Bir kadın görevli beni küçük bir odaya götürdü. Önce üstümü çıkarmam istendi. Daha sonra eşofmanımı ve iç çamaşırımı da indirmem söylendi. Çömelmem, dönmem ve vücudumun mahrem bölgelerini göstermem talep edildi. O an ne yaşadığımızı tam olarak anlamıyorduk. Bu uygulamanın insanların onurunu ve gururunu kırmak amacı taşıdığı düşüncesine kapıldım. Ben bundan utanmıyorum; utanması gereken böyle bir uygulamayı yapanlardır.






